top of page

TSRS Raporlaması: Türkiye’de Temel Gereklilikler, Amacı, Gidişatı ve CSRD/ESRS ile Uyumun İş Dünyasına Etkisi


Türkiye’de son yıllarda sürdürülebilirlik raporlaması süreçlerinde kapsamlı bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşümün merkezinde Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) bulunuyor. TSRS, finansal ve finansal olmayan bilgilerin bütüncül bir çerçevede raporlanmasını amaçlayan, uluslararası standartlarla uyumlu bir yapıdır. Standartlar oluşturulurken Avrupa Birliği’nin Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlaması Direktifi (Corporate Sustainability Reporting Directive-CSRD) ve Avrupa Sürdürebilirlik Raporlaması Standartları (European Sustainability Reporting Standards-ESRS) ile uyum gözetilmiştir.

Bu uyum, Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasının küresel piyasalara entegre olmasını, sermaye piyasalarında şeffaflığın artmasını ve BIST Sürdürülebilirlik Endeksi ile kurumsal raporlamanın daha uyumlu ve birbirini besleyen bir yapıya kavuşmasını sağlamaktadır.


TSRS Raporlamasının Temel Gereklilikleri 


1. Çifte Önemlilik (Double Materiality) 

TSRS’nin temel unsurlarından biri olan çifte önemlilik yaklaşımı, raporlamada iki yönlü bir değerlendirmeyi gerektirmektdir: Şirketlerin çevre ve toplum üzerindeki etkileri ile sürdürülebilirlik konularının şirketin finansal durumu üzerindeki etkileri birlikte ele alınır. Bu yaklaşım, yalnızca finansal riskleri değil, şirketin faaliyetlerinin yarattığı çevresel ve sosyal etkileri de dikkate alarak daha bütüncül ve  gerçekçi bir raporlama yapılmasını sağlar. Böylece şirketler, hem dış etkilerini hem de bu etkilerin kendi finansal pozisyonlarına yansımasını sistematik olarak değerlendirebilirler


2. Strateji, İş Modeli ve Yönetişim Açıklamaları 

TSRS, sürdürülebilirlik konularının şirket stratejisine, iş modeline ve yönetişim yapısına nasıl entegre edildiğinin açıklanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede şirketler, iklim riskleri, çevresel etkiler, sosyal konular ve yönetişim uygulamalarının iş modeli üzerindeki etkilerini, stratejik hedefleri ve yönetim kurulu düzeyindeki sorumluluk mekanizmalarını detaylı şekilde aktarmalıdır. Böylece sürdürülebilirlik raporlaması operasyonlardan yönetişime kadar tüm kurumsal karar alma süreçlerinin bir parçası hâline gelmektedir.


3. Kapsamlı ESG Metrikleri 

TSRS, şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim performanslarına ilişkin nicel ve nitel göstergeleri açıklamasını gerektirmektedir. Bu kapsamda iklim değişikliği ile ilgili metrikler (Scope 1-2-3 emisyonları), enerji tüketimi, su ve atık yönetimi gibi çevresel göstergelerin yanı sıra çalışan hakları, iş sağlığı ve güvenliği, çeşitlilik, tedarik zinciri uygulamaları ve etik yönetim gibi sosyal ve yönetişim alanlarına dair detaylı veri paylaşımı zorunlu hâle gelmektedir. Bu standartlar AB ESRS çerçevesi ile uyumlu olduğundan, Türkiye’deki şirketlerin açıklamaları uluslararası yatırımcılar tarafından da karşılaştırılabilir bir yapıya kavuşmaktadır.


4. Tedarik Zinciri ve Değer Zinciri Açıklamaları 

TSRS, şirketlerin yalnızca kendi operasyonlarını değil, faaliyetlerinin tüm değer zinciri üzerindeki etkilerini değerlendirmesini ister. Bu nedenle tedarikçiler, taşeronlar, lojistik sağlayıcılar ve müşteriler gibi zincirin tüm halkalarında oluşan çevresel ve sosyal etkilerin analiz edilmesi önemlidir. Özellikle AB’deki düzenlemeler gereği, şirketlerin tedarik zincirinde insan hakları ihlalleri, çevresel etkiler ve sürdürülebilirlik risklerini değerlendirmesi zorunlu hâle gelmektedir. TSRS, şirketleri hem tedarik zincirindeki riskleri yönetmeye hem de bu zinciri daha izlenebilir ve şeffaf hâle getirmeye teşvik etmektedir. 


5. Denetim (Assurance) Süreçlerine Uyum 

TSRS, sürdürülebilirlik verilerinin finansal raporlar gibi bağımsız denetim süreçlerinden geçmesini öngören bir yapı üzerine kurulmuştur. Bu nedenle şirketlerin veri doğruluğunu sağlayacak iç kontrol mekanizmaları, veri toplama süreçleri ve dokümantasyon altyapılarını güçlendirmeleri gerekmektedir. Böyle bir denetim sisteminin oluşturulması, raporlanan bilgilerin doğruluğunu artırarak yatırımcı güvenini pekiştirmekte ve bilgi manipülasyonu veya greenwashing (yeşil badana) risklerini azaltmaktadır. 

 

Türkiye’de TSRS Raporlamasının Amacı 

1. Sürdürülebilir finans ve sermaye piyasalarının güçlendirilmesi 

TSRS, sürdürülebilirlik verilerinin finansal raporlama kadar güvenilir ve karşılaştırılabilir olmasını sağlayarak yatırımcı kararlarını desteklemeyi amaçlar. Yatırımcıların bir şirketin gerçek risk profilini anlayabilmesi, iklim ve çevreyle ilgili belirsizlikleri doğru analiz edebilmesi ve şirketler arasında sağlıklı karşılaştırmalar yapabilmesi ancak tutarlı, doğrulanabilir ve standardize edilmiş sürdürülebilirlik verileriyle mümkün olmaktadır. Güvenilir olmayan veya şirketten şirkete değişen ölçüm yöntemlerine dayalı sürdürülebilirlik verileri, yatırımcı açısından hem risk yönetimini zorlaştırır hem de sermayenin doğru alanlara yönlendirilmesini engeller. Bu nedenle TSRS, sürdürülebilirlik bilgisinin tıpkı finansal veri gibi şeffaf, doğrulanabilir ve ortak bir standartla üretilmesini hedefler.


2. AB düzenlemeleri ile uyum  

Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olan AB’nin CSRD kapsamını genişletmesi, Türkiye’de raporlama çerçevesinin de bu yapıya uyumlu hâle getirilmesini gerekli kılmıştır. TSRS bu uyumu sağlayan yerel mekanizmadır. AB ile uyumun kritik olmasının nedeni, Türk şirketlerinin önemli bir kısmının AB merkezli alıcılar, yatırımcılar ve tedarik zincirleriyle çalışıyor olmasıdır. AB’de yürürlüğe giren CSRD, sadece AB’deki şirketleri değil, bu şirketlerin tedarik zincirindeki tüm iş ortaklarını da sürdürülebilirlik verilerini açıklamaya zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla uyumsuzluk; ihracat yapan Türk şirketlerinin pazar kaybetmesine, tedarik zincirlerinden çıkarılmasına veya daha yüksek risk primi ile karşılaşmasına yol açabilir. Buna karşılık TSRS ile AB standartlarıyla uyum sağlanması, şirketlerin AB ile ticarette rekabet avantajını korumasına, sürdürülebilirlik performansını şeffaf biçimde göstererek yatırımcı güvenini artırmasına ve dış pazarlarda daha güçlü bir konum elde etmesine katkı sağlamaktadır. 


3. BIST Sürdürülebilirlik Endeksi ile bütünlük 

TSRS raporlaması, BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nin kullandığı sürdürülebilirlik metriklerinin veri kalitesini ve tutarlılığını güçlendirmektedir. TSRS ile şirketler sürdürülebilirlik metriklerini ortak bir metodolojiyle ve daha kapsamlı bir veri seti üzerinden açıkladığında, BIST’in değerlendirme modellerine giren bilgiler daha sağlam ve karşılaştırılabilir hâle gelmektedir. Yatırımcı açısından bu uyum kritik bir değer yaratmaktadır. TSRS kapsamında sunulan detaylı açıklamalar, BIST’in verdiği ESG skorlarının nasıl oluştuğunu daha anlamlı kılmakta; böylece şirketin beyan ettiği performans ile endeksin değerlendirmesi arasında doğal bir doğrulama mekanizması oluşmaktadır. Bu iki yapının birbirini beslemesi, yatırımcı güvenini artırmakta ve sürdürülebilirlik göstergelerinin piyasa tarafından daha doğru fiyatlanmasına katkı sağlamaktadır. 


TSRS, şirketlerin veri toplama, raporlama ve iç kontrol süreçlerini standartlaştırdığı için kurumsal yönetişimin genel olgunluğunu artırmaktadır. Şirketler sürdürülebilirlik verilerini düzenli, doğrulanabilir ve izlenebilir bir yapıya kavuşturdukça; risk analizi, iç denetim, etik uyum ve yönetim kurulu gözetimi gibi mekanizmalar daha sistematik çalışmaya başlamaktadır. Bu durum, sürdürülebilirlik uygulamalarının kişilere bağlı olmaktan çıkarak kurumsal yapılara entegre edilmesini sağlar. Sonuç olarak karar alma süreçleri daha şeffaf, hesap verebilir ve riskleri öngörebilen bir yapıya kavuşur. 

 

Türkiye’de TSRS Raporlamasında Gidişat 

29 Aralık 2023’te yayımlanan karar ile 2024 itibarıyla belirli ölçek üzerindeki şirketler için sürdürülebilirlik raporlaması zorunlu hâle gelmiştir. Türkiye’de raporlama süreçlerinin gidişatı; sürdürülebilirlik veri toplama sistemlerinin dijitalleşmesi, finans sektöründe sürdürülebilirlik verisi talebinin artması ve denetim süreçlerinin hızla kurumsallaşması yönünde ilerlemektedir. Bu eğilim, Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasının operasyonel bir zorunluluktan çıkıp şirketlerin stratejik yönetim araçlarından biri hâline geldiğini göstermektedir. Dijital veri altyapılarının gelişmesi sürdürülebilirlik performansının daha hızlı, doğru ve izlenebilir biçimde ölçülmesini sağlarken; finans sektörünün artan veri talebi, şirketlerin sürdürülebilirlik performanslarını yatırım ve kredi değerlendirmelerinde kritik bir unsur olarak konumlandırmaktadır. Denetim süreçlerinin kurumsallaşması ise raporların güvenilirliğini artırarak yatırımcı güvenini pekiştirmekte ve sürdürülebilirlik verisinin finansal piyasalar tarafından daha etkin kullanılmasının önünü açmaktadır

 

TSRS ile CSRD/ESRS Arasındaki Ortak Noktalar  

  1. Double Materiality: TSRS ve ESRS, şirketlerin finansal etkileri ile olduğu kadar toplumsal ve çevresel etkileri ile de değerlendirmesini zorunlu kılmaktadır. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliğin yalnızca mali bir risk değil, aynı zamanda şirketlerin çevre ve toplum üzerindeki etkilerini görünür kılan çok boyutlu bir alan olduğunu ortaya koymaktadır. 

  2. Strateji ve Yönetişim Açıklamaları: TSRS ve ESRS standartları sürdürülebilirlik konularının üst yönetim düzeyinde ele alınmasını, yönetim kurulunun bu alanlardaki sorumluluklarının açıkça tanımlanmasını ve stratejik planlamaya entegre edilmesini sağlamaktadır. 

  3. ESG Metrikleri: TSRS ve ESRS raporlama çerçeveleri, çevresel, sosyal ve yönetişim göstergelerinin kapsamlı ve karşılaştırılabilir şekilde açıklanmasını talep etmektedir. Bu metrikler yatırımcıların şirketlerin performansı değerlendirmesini kolaylaştırmaktadır. 

  4. Tedarik Zinciri Raporlaması: TSRS ve ESRS kapsamında, tedarik zinciri boyunca insan hakları, çevresel etkiler ve sosyal risklerin değerlendirilir. Böylece şirketin yalnızca kendi faaliyetlerinden doğan etkiler değil, tüm değer zincirinin boyunca ortaya çıkan etkileri raporlanmaktadır. 

  5. Denetim Süreci:  TSRS ve ESRS düzenlemeleri sürdürülebilirlik verilerinin bağımsız denetim süreçlerine tabi tutulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle şirketlerin veri doğruluğu ve iç kontrol mekanizmalarını her iki raporlama kapsamında daha güçlü bir yapıya kavuşmaktadır. 

 

CSRD Gerekliliklerini Karşılamanın Türkiye İş Dünyası Açısından Etkisi 

TSRS raporlaması, Türkiye'deki şirketlerin CSRD gerekliliklerine de yanıt vermesini kolaylaştırmakta ve özellikle AB ile çalışan şirketler için stratejik avantaj yaratmaktadır.


1. AB Tedarik Zincirlerinde Yerini Koruma 

CSRD, AB şirketlerinin tedarikçilerinden sürdürülebilirlik verileri talep etmesini zorunlu kılmıştır. Türkiye’nin AB’ye yaptığı ihracatın ölçeği düşünüldüğünde, TSRS uyumu bu tedarik zincirlerinde kalıcılığı destekler, şeffaflığı ve güveni artırarak iş birliklerini güçlendirir.

2. Finansmana Erişim Kolaylığı 

Finans çevresi, sürdürülebilirlik açıklamaları CSRD ile uyumlu şirketleri daha düşük riskli görmektedir.. Bu durum hem kredi maliyetlerinin düşmesine hem de uluslararası fonlara erişimin kolaylaşmasına katkı sağlamaktadır.

3. BIST Sürdürülebilirlik Endeksi'nde Görünürlük 

TSRS uyumu, endeks için gerekli şeffaf verilerin sağlanmasını kolaylaştırmakta ve şirketlerin yatırımcı nezdinde daha görünür olmasını sağlamaktadır.

 

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page