2026'da Avrupa Birliği Sürdürülebilirlik Mevzuatı (ÇSY Düzenlemeleri)
- 13 Şub
- 9 dakikada okunur

ÇSY düzenlemeleri artık ileriye dönük bir gündem maddesi olmaktan çıkıyor. Bugünden raporlama döngülerini, tedarik zinciri kararlarını, ürün gereksinimlerini ve pazar iletişimini doğrudan etkiliyor. Buna hazırlıklı olan şirketlerle hazırlıksız olanlar arasındaki fark ise giderek daha belirgin hale geliyor.
2026: ÇSY Düzenlemelerinin Uygulamaya Geçtiği Yıl
Son birkaç yılda sürdürülebilirlik düzenlemeleri, kurumsal performansın en güçlü itici unsurlarından biri haline geldi. Bu düzenlemeler, şirketleri ve finans kuruluşlarını operasyonlarında şeffaflığı, yönetişimi ve risk yönetimini güçlendirmeye zorluyor.
2026 yılı düzenlemelerle mi tanımlanacak?
2026 yılı artık hazırlıkların ya da hazırlık eksikliğinin görünür hale geldiği bir yıl. Düzenleyici beklentiler değişiyor. Sürdürülebilirlik raporlaması, anlatıma dayalı açıklamalardan veriye dayalı gerçekliğe doğru ilerliyor. Çevre ve insan hakları üzerindeki etkilerin sorumluluğu, tedarik zincirlerinin daha derin katmanlarına kadar uzanıyor ve bağlayıcı hale geliyor. Ürünler giderek daha fazla düzenlemeye tabi olurken, kimyasallara ilişkin düzenlemeler ürün tasarımı ve malzeme seçimleri açısından yapısal bir risk oluşturmaya devam ediyor. Ambalaj ve atık düzenlemeleri sıkılaşarak tasarım, lojistik ve maliyet yapıları üzerinde eş zamanlı bir baskı yaratıyor.
2026'da Avrupa Birliği (AB) ÇSY Düzenlemeleri ve Şirketler İçin Anlamı adlı aşağıdaki çerçeve, bu dönüşümü şekillendiren AB sürdürülebilirlik düzenlemelerine genel bir bakış sunmakta ve bunların şirketler açısından uygulama zemininde ne anlama geldiğini açıklamaktadır. 2026’daki düzenleyici değişimin raporlama, tedarik zincirleri, ürün tasarımı, malzemeler ve pazara yönelik iletişim üzerindeki etkilerini vurgulamaktadır.
Düzenlemeler ÇSY konularında güçlü bir kaldıraç olmaya devam ediyor ancak artık tek başına yeterli değil. Bilime dayalı verilere, sağlam yönetişime ve sürdürülebilirlik gerekliliklerinin temel iş kararlarına entegrasyonuna yatırım yapan şirketler, giderek daha fazla düzenlemeye tabi olan bir ortamda riski yönetme, sermayeye erişme ve güvenilirliklerini koruma konusunda daha avantajlı bir konum elde ediyorlar.
CSRD - Corporate Sustainability Reporting Directive (Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi)
Alan: Raporlama ve yönetişim
Kapsam: CSRD, büyük ölçekli şirketler için sürdürülebilirlik raporlamasını zorunlu ve standart bir çerçeveye oturtmaktadır. ÇSY verileri denetime tabi hale gelmektedir. Finansal Olmayan Raporlama Direktifi’nin (NFRD) yerini alan CSRD, AB genelinde ÇSY açıklamalarının kapsamını ve ayrıntı düzeyini önemli ölçüde genişletmektedir.
CSRD ve ESRS -Europen Sustainability Reporting Standards (Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları)
ESRS, şirketlerin CSRD kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirirken kullanacakları raporlama standartlarını tanımlar. Başka bir ifadeyle, CSRD neyin raporlanacağını ve hangi yükümlülüklerin geçerli olduğunu ortaya koyarken; ESRS bu raporlamanın nasıl yapılacağını belirler.
Zaman Planı:
2024 mali yılı (raporlama 2025’te)
Daha önce NFRD kapsamında yer alan, sermaye piyasalarına yönelik yaklaşık 1.000 büyük şirket, CSRD’ye göre raporlama yapmaya başladı.
2025 mali yılı (raporlama 2026’da)
1.000’den fazla çalışanı ve 450 milyon avronun üzerinde geliri bulunan AB merkezli ana şirketler kapsama dahil ediliyor. Ancak Almanya’da ulusal uygulama mevzuatı henüz yürürlüğe girmiş değil.
2026 mali yılı (raporlama 2027’de)
Yeni eşik değerleri aşan ilave büyük ölçekli AB şirketleri de CSRD kapsamına girecek.
2028 ve sonrası
AB’deki bağlı ortaklıklar ile AB dışında yerleşik ancak AB’de önemli faaliyetleri bulunan şirketler için yükümlülükler
Şirketlere Etkisi: Sürdürülebilirlik raporlaması artık yalnızca bir beyan süreci değil; operasyonel ve denetlenebilir bir yapı haline geliyor. Bu da iç kontrollerin kurulmasını, net yönetişim sorumluluklarının tanımlanmasını ve raporlama, beyanlar, tedarik zinciri ile ürün dokümantasyonu arasında tutarlı veri akışının sağlanmasını gerektiriyor.
CSRD, 2026 yılında başlangıçta öngörülenden daha sınırlı bir kapsamla uygulamaya girse de çok daha fazla şirketi etkileyecek. Birçok kurum için 2026, fiilen bir hazırlık yılı olacak. Basitleştirme adımlarına rağmen veri gereklilikleri yüksek kalmaya devam ediyor. ÇSY verilerinin; sürdürülebilirlik raporları, yeşil iddialar, tedarik zinciri belgeleri ve ambalaj stratejileri arasında tutarlı olması gerekiyor. Önümüzdeki düzenlemeler, merkezi ve güvenilir bir veri altyapısını zorunlu kılıyor.
Kaynaklar:
Alan: Raporlama ve Yönetişim
Kapsam: Çevresel açıdan sürdürülebilir kabul edilen ekonomik faaliyetlerin hangileri olduğunu tanımlayan bir sınıflandırma sistemi oluşturur ve uyum (alignment) ile uygunluk (eligibility) göstergelerinin açıklanmasını zorunlu kılar.
AB Taksonomisi, AB’nin hangi ekonomik faaliyetlerin çevresel açıdan sürdürülebilir kabul edileceğini ortak ve bilimsel kriterlerle tanımlayan sınıflandırma sistemidir. Amacı, “yeşil” olarak tanımlanan faaliyetler konusunda şeffaflık, karşılaştırılabilirlik ve güvenilirlik sağlamaktır.
AB Taksonomi Tüzüğü kapsamında, bir ekonomik faaliyetin çevresel olarak sürdürülebilir olarak tanımlanabilmesi için altı çevresel hedef ortaya konulmuştur:
İklim değişikliği etkilerinin azaltılması
İklim değişikliğine uyum kapasitesi geliştirilmesi
Su ve deniz kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımı
Döngüsel ekonomiye geçiş
Kirliliğin önlenmesi ve kontrolü
Biyoçeşitlilik ve ekosistemlerin korunması
Zaman Planı:
2022–2023 dönemi: İklim hedefleri raporlamasının uygulamaya alınması.
2024–2026 dönemi: CSRD uyumu kapsamında, ciro, CapEx ve OpEx’e ilişkin Taksonomi KPI’larını da içeren genişletilmiş açıklama yükümlülükleri.
Şirketlere Etkisi:
Şirketler; faaliyetlerini AB Taksonomisi kapsamında sınıflandırmak, ilgili taksonomi KPI’larını hesaplamak ve finansal raporlama, sürdürülebilirlik raporlaması ile sürdürülebilirlik beyanları arasında tutarlılık sağlamakla yükümlüdür. Bu gereklilik, özellikle finansman süreçleri ve yatırımcı değerlendirmeleri açısından kritik öneme sahiptir.
AB Taksonomisi ile uyumlu olmayan şirketler; itibar kaybı, sermayeye erişimde zorluklar ve mevzuata uyumsuzluk riskleri başta olmak üzere çeşitli olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalabilir. Bazı durumlarda, düzenleyici otoriteler tarafından AB Taksonomisi’ne uyuma ilişkin yanlış veya yanıltıcı beyanlarda bulunan şirketlere idari para cezaları ve mali yaptırımlar uygulanabilmektedir.
Kaynaklar:
3. CSDDD - Corporate Sustainability Due Diligence Directive (Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü)
Alan: Tedarik Zinciri & Gerekli Özen
Kapsam: Şirketlerin faaliyet zincirleri boyunca insan hakları ve çevresel konularda gerekli özen (due diligence) süreçlerini yürütmelerine yönelik AB genelinde yükümlülükler getirir (tespit etme, önleme/azaltma ve giderme), ayrıca yönetişim ve paydaş katılımı gerekliliklerini de kapsar. Direktif ayrıca, bu yükümlülüklerin ihlali durumunda uygulanacak idari yaptırımlar ve hukuki sorumluluklara ilişkin hükümleri de düzenler.
Zaman Planı: Direktif 2024 yılından bu yana yürürlüktedir.
Ulusal mevzuata aktarım (transpozisyon) için son tarih: 26 Temmuz 2026.
Uygulama: İlk gruptaki şirketler için 26 Temmuz 2027 itibarıyla kademeli olarak başlayacak olup, sonraki aşamalar daha ileri tarihlerde devreye girecektir.
Şirketlere Etkisi: Gerekli özen (due diligence), bir politika olmaktan çıkarak bir işletim sistemi haline geliyor: Tier 1'in (Birinci seviye tedarikçi) ötesine geçen tedarikçi risk haritalaması, sözleşmeye dayalı kontrol mekanizmaları, şikâyet mekanizmaları, telafi sürecine (remediation) yönelik kanıtlar, yönetim kurulu düzeyinde gözetim ve incelemeye dayanabilecek nitelikte savunulabilir dokümantasyon gerektirir.
Şirketler için temel gereklilikler arasında; tüm değer zinciri boyunca risk temelli gerekli özen süreçlerinin yürütülmesi, tespit edilen riskler için önleme ve telafi tedbirlerinin uygulanması, paydaş katılımı ve işleyen şikâyet mekanizmalarının oluşturulması ile sürdürülebilirliğin kurumsal stratejiyle ilişkilendirilmesi yer almaktadır.
Kaynaklar:
European Commission - Corporate sustainability due diligence
4. EUDR - EU Deforestation Regulation (AB Ormansızlaşmanın Önlenmesi Mevzuatı)
Alan: Tedarik zincirİ & gerekli özen
Kapsam: EUDR, AB pazarına emtia ve ürün sunan kapsam dâhilindeki şirketlerin, gerekli özen yükümlülükleri kapsamında ve coğrafi konum ile izlenebilirlik bilgilerine dayanarak, bu ürünlerin ormansızlaştırma faaliyetleri içermediğini ve yasal mevzuata uygun üretildiğini kanıtlamasını zorunlu kılar.
Zaman Planı: EUDR, 30 Aralık 2025 tarihinden itibaren kapsam dâhilindeki tüm şirketler için hukuken bağlayıcı hâle gelecektir. Avrupa Konseyi, büyük ve orta ölçekli şirketler için uygulamanın 30 Aralık 2026 tarihine kadar bir yıl, KOBİ’ler için ise 30 Haziran 2027 tarihine kadar altı ay ertelenmesini önermektedir.
Şirketlere Etkisi: EUDR kapsamında, AB pazarına erişim, yalnızca ormansızlaştırma faaliyetleri içermeyen tedarik zincirleri üzerinden sağlanabilmektedir. Şirketlerin, AB pazarına sunulan veya AB’den ihraç edilen ürünlerin yasal mevzuate uygun üretildiğini ve 31 Aralık 2020 sonrası ormansızlaştırma ile bağlantılı olmadığını ortaya koymaları gerekmektedir. Bu kapsamda şirketler, gerekli özen süreçlerini ve izlenebilirlik sistemlerini kurmak ve işletmekle yükümlüdür.
Kaynaklar:
ESPR - Ecodesign for Sustainable Product Regulation (Sürdürülebilir Ürünler İçin Eko-Tasarım Tüzüğü)
Alan: Ürün tasarımı ve şeffaflık
Kapsam: ESPR, AB pazarındaki ürünlerin yaşam döngüsü boyunca kaynak verimliliğini artırmayı, çevresel etkilerini azaltmayı ve döngüsel ekonomi ilkeleriyle uyumlu olmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu Tüzük, ürünlerin tasarım, üretim, kullanım, onarım, yeniden kullanım ve atık aşamalarına ilişkin bağlayıcı eko-tasarım gereklilikleri için AB genelinde ortak bir çerçeve sunmaktadır.
Zaman Planı:
18 Temmuz 2024: Çerçeve ESPR yürürlüğe girerek eski Eko-Tasarım Direktifi’nin yerini aldı.
2025: Belirli ürün grupları için ilk çalışma planları ve ikincil mevzuat yayımlandı.
2026’dan itibaren: Dijital Ürün Pasaportu uygulamaya alındı ve belirli yükümlülükler yürürlüğe girdi (Örneğin, büyük şirketler için tekstil ürünlerinin imhasının yasaklanması).
Şirketlere Etkisi: ESPR, tekstil, elektronik, mobilya ve pek çok diğer ürün grubunda üreticileri ve ithalatçıları doğrudan etkilemektedir.
Bu düzenleme ile ürün uygunluğu yalnızca üretim veya satış aşamasında değil, aynı zamanda tasarım ve Ar-Ge süreçlerinde ele alınması gereken bir konu hâline gelmektedir. Şirketlerin; ikincil mevzuatı yakından takip etmesi, döngüsel tasarım gerekliliklerini ürün geliştirme süreçlerine entegre etmesi ve uyumun ölçekli şekilde kanıtlanabilmesi için gerekli ürün dokümantasyonu ile veri altyapılarını oluşturması gerekmektedir.
Kaynaklar:
DPP - Digital Product Passsport (Dijital Ürün Pasaportu)
Alan: Ürün tasarımı ve şeffaflık
Kapsam: AB Yeşil Mutabakatı sonrasında açıklanan Döngüsel Ekonomi Eylem Planı kapsamında yer alan Sürdürülebilir Ürün İnisiyatifi, 30 Mart 2022 tarihinde duyurulmuştur. İnisiyatif; AB pazarına sunulan tüm ürünlerin tasarım aşamasından kullanım ve atık aşamasına kadar daha çevre dostu, döngüsel ve enerji verimli olmasını hedeflemektedir.
Bu doğrultuda, Sürdürülebilir Ürünler için Eko-Tasarım Tüzüğü (ESPR) taslağı oluşturulmuştur. Tüzük kapsamına giren her ürün için Dijital Ürün Pasaportu (DPP) düzenlenmesi zorunlu olacaktır.
Zaman Planı: Tek ve evrensel bir “yürürlüğe giriş” tarihi bulunmamaktadır. DPP gereklilikleri, ürün grupları bazında ESPR kapsamında çıkarılan yetki devri düzenlemeleri (delegated acts) aracılığıyla kademeli olarak yürürlüğe konulmaktadır (etkilenen ürün kategorileri için hazırlık ve uyum çalışmaları genellikle 2025–2026 ve sonrası için öncelik haline gelmiştir).
Şirketlere Etkisi: Şirketler açısından DPP, periyodik ve belgeye dayalı uyum raporlamasından; sürekli, ürün bazında ve dijital bir uyum yaklaşımına geçiş anlamına gelmektedir. Bu dönüşüm, uyumun yalnızca denetim dönemlerinde değil, ürünün tüm yaşam döngüsü boyunca izlenmesini gerektirmektedir. Erken hazırlık yapan şirketler; uyum risklerini azaltma, operasyonel verimliliği artırma ve rekabet avantajı sağlama imkânına sahip olacaktır. Bu kapsamda şirketlerin, ürün verilerine ilişkin bir altyapı oluşturması gerekmektedir. Bu altyapı;
Tedarikçilerden veri toplanmasını,
Standart ürün bilgilerinin tanımlanmasını,
Veri yönetimi ve veri kalite kontrollerini ve
Değer zinciri genelinde Dijital Ürün Pasaportu bilgilerinin paylaşılmasını sağlayacak mekanizmaları içermektedir.
Kaynaklar:
7. AB Onarım Hakkı Girişimi (Right to Repair Initiative)
Alan: Ürün tasarımı ve şeffaflık
Kapsam: Onarım Hakkı Girişimi, yenileme veya değiştirme yerine onarımı teşvik ederek, tüketicilerin onarım seçeneklerine ve onarıma ilişkin bilgilere erişimini güçlendirmeyi ve kapsama giren mallar için onarım imkânlarını artırmayı amaçlamaktadır.
Zaman Planı: Direktif, 30 Temmuz 2024 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, AB üye devletlerine düzenlemeyi ulusal mevzuatlarına aktarmaları ve uygulamaları için iki yıllık bir süre tanımaktadır. Bu düzenlemeler sonucunda, 31 Temmuz 2026 itibarıyla AB vatandaşları tüketim mallarını onarma hakkını fiilen kullanabilecektir.
Şirketlere Etkisi: Onarım Hakkı Girişimi; elektronik ürünler, ev aletleri ve diğer dayanıklı tüketim mallarının üreticilerini ve perakendecilerini doğrudan etkilemektedir.
Bu kapsamda satış sonrası hizmetlere ilişkin kurallar yeniden şekillenmektedir. Şirketlerin:
Yedek parçaya erişimi sağlaması,
Onarıma ilişkin bilgi ve talimatları sunması,
Onarım süreçlerini ve fiyatlandırma koşullarını şeffaf şekilde yapılandırması,
Ürün tasarımında onarılabilirliği fiilen destekleyen tercihlerde bulunması beklenmektedir.
Kaynaklar:
8. Mikroplastik Kısıtlamaları (Microplastic Restrictions)
Alan: Kimyasallar ve malzemeler
Kapsam: Mikroplastik Kısıtlamaları, REACH (Registration, Evaluation, Authorisation and Restriction of Chemicals) kapsamında kabul edilen Komisyon Yönetmeliği (AB) 2023/2055 ile, ürünlerde ve karışımlarda kasıtlı olarak eklenen mikroplastiklerin (sentetik polimer mikroparçacıklar) kullanımını ürün kategorisine özgü geçiş süreleri çerçevesinde sınırlandırmaktadır.
Zaman Planı:
16 Ekim 2029: Durulanamayan (ciltte kalan) kozmetik ürünler için.
16 Ekim 2035: Makyaj, dudak ve tırnak ürünleri için; bu kategori kapsamında, 17 Ekim 2031 – 16 Ekim 2035 tarihleri arasında ürünlerin mikroplastik içerdiğini belirten geçici bir etiketleme yükümlülüğü uygulanacaktır.
Şirketlere Etkisi:
Bu düzenleme kapsamında şirketlerin:
Malzeme ve formülasyonlarını yeniden gözden geçirmesi,
Gerekli durumlarda alternatif bileşenlere yönelmesi,
Tedarikçi beyanları ve teknik belgeleri daha sıkı şekilde yönetmesi,
Ürün iddialarını, fiili bileşimler ve mevzuata uygun açıklamalarla uyumlu hâle getirmesi gerekmektedir.
Kaynaklar:
9. PFAS (Kimyasal Maddelerinin Kısıtlanması)
Alan: Kimyasallar ve malzemeler
Kapsam: PFAS kısıtlama süreci, REACH kapsamında yürütülen ve Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA) görüşleri ile AB düzeyindeki kararlar doğrultusunda, birçok kullanım alanında PFAS’ın (“kalıcı kimyasallar”) sınırlandırılmasını amaçlayan devam eden bir düzenleme sürecidir.
Zaman Planı:
2026 itibarıyla durum - Kısıtlama süreci hâlen devam etmektedir. Nihai kapsam ve zamanlama, AB’nin vereceği nihai kararlara ve sektöre özgü geçiş sürelerine bağlı olarak netleşecektir.
Şirketlere Etkisi: PFAS, giderek yapısal bir malzeme riski hâline gelmektedir. Bu durum, şirketler açısından; Ar-Ge aşamasında daha erken risk taraması, ikame malzeme ve teknoloji planlaması, tedarikçilerle daha yakın iş birliği ve malzeme performansı ve çevresel/sağlık etkilerine ilişkin iddialar için daha güçlü ve doğrulanabilir kanıtlar gerektirmektedir.
Kaynaklar:
10. PPWR - Packaging and Packaging Waste Regulation (AB Ambalaj ve Ambalaj Atığı Mevzuatı)
Alan: Ambalaj ve lojistik
Kapsam: Yönetmelik; geri dönüşüm, ambalajın en aza indirilmesi, etiketleme, yeniden kullanım ve üretici sorumlulukları gibi alanlarda kapsamlı yükümlülükler öngörmektedir.
Zaman Planı: Yönetmelik 11 Şubat 2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel uygulama tarihi, bu tarihten 18 ay sonra olup, bazı hükümlerin farklı yürürlük ve uygulama tarihlerine tabi olması öngörülmektedir.
Şirketlere Etkisi:
PPWR ile birlikte şirketler için ambalaj, maliyet ve mevzuata uyum açısından belirleyici bir unsur hâline gelmektedir. Bu kapsamda:
Ambalaj tasarımının yeniden ele alınması,
Tedarikçi gerekliliklerinin güncellenmesi,
Etiketleme uygulamalarının gözden geçirilmesi,
Malzeme bileşimi ile geri dönüştürülmüş içerik oranlarına ilişkin ayrıntılı belgelerin hazırlanması operasyonel gereklilikler arasına girmektedir.
Kaynaklar:
11. EmpCo Direktifi - Empowering Consumers for the Green Transition (Yeşil Dönüşüm İçin Tüketicilerin Güçlendirilmesi Direktifi)
Alan: Tüketici iletişimi & Reklam ve Pazarlama Beyanları
Kapsam: EmpCo Direktifi, yanıltıcı çevresel iddiaları sınırlamak ve tüketicilere sunulan sürdürülebilirlik bilgilerinin güvenilirliğini ve karşılaştırılabilirliğini artırmak amacıyla AB tüketici mevzuatında değişiklikler getirmektedir.
Zaman Planı: AB üye devletleri, Direktifi 27 Mart 2026 tarihine kadar ulusal mevzuatlarına aktarmakla yükümlüdür. Düzenleme kapsamında getirilen kurallar 27 Eylül 2026 tarihinden itibaren uygulanmaya başlayacaktır.
Şirketlere Etkisi:
EmpCo ile birlikte pazarlama ve iletişim faaliyetleri daha sıkı bir uyum denetimine tabi olacaktır. Bu çerçevede:
Belirsiz veya genel nitelikteki “yeşil”, “çevre dostu”, “sürdürülebilir” gibi ifadelerin kanıtlanması,
Geleceğe yönelik hedef ve taahhüt iddialarının doğrulanabilir olması,
İddiaların, ürün bazlı veriler ve raporlama çıktılarıyla uyumlu olması,
Bu bilgilerin tüm iletişim kanallarında tutarlı şekilde sunulması gerekecektir.
Kaynaklar:
12. Yeşil Beyanlar Direktifi - Green Claims Directive (müzakere aşamasında)
Alan: Tüketici iletişimi & Reklam ve Pazarlama Beyanları
Kapsam: Açık çevresel beyanların gerekçelendirilmesini ve doğrulanmasını zorunlu kılmaya yönelik önerilen kurallar (yeşil badanayı önlemeye yönelik) ile doğrulama yaklaşımları ve beyanlara ilişkin disiplin kurallarını da kapsamaktadır.
Zaman Planı: 2026 itibarıyla: hâlen bir taslak niteliğindedir; nihai yürürlük takvimi yasama sürecine bağlıdır.
Şirketlere Etkisi: Beyanlar için doğrulama dosyalarına yönelik beklenti artmaktadır. Özellikle EmpCo yaptırım dinamikleriyle birlikte ele alındığında, dayanağı olmayan ifadeler açısından hukuki ve itibari riskleri yükselmektedir.
Kaynaklar:




Yorumlar